Embed

ÇANAKKALE GEZİ NOTLARIM-6

24- ŞEHİTLER ABİDESİ

MEÇHUL ASKER ANITI
 

Şehitler abidesinde isimleri tespit edilen 57 bin şehidimiz adına yapılan şehitliği gezerken sanırım giriş yolundaydı, mezar taşı üzerinde MEÇHUL ASKER yazan bir mezar vardı. Neden Meçhul Asker yazıyor bu mezarda diye rehberimiz Muhammed bey’e sorduğumuzda; Savaş sırasında bir Anzak askeri bir Türk askerinin başını keserek barbar saydıkları Türkleri nasıl öldürdüğünü övünerek anlatmak için ülkesine hatıra olarak götürmüştür. 57 yıl sonra yaptığına pişman olup, mahzeninde yıllarca sakladığı Türk Askeri’nin kesik başının Türk yetkililerine ölmeden önce teslim edilmesi için vasiyet eder. Bunun üzerine çocukları onun ölümünden hemen sonra, 10.03.2003 tarihinde Türk Şehidin kesik başını Avustralya Büyük Elçiliğimize teslim ederler. Türk Yetkilileri de bu şehidimizin anısına, Çanakkale Şehitler Abidesi eski temsili şehitliğinin ön tarafına bir mezar yaparlar ve adını da MEÇHUL ASKER koymuşlar.


İçimizi burkan bu olayı da dinledikten sonra şehitler abidesini dikkatlice dolaşmaya devam ediyoruz.

 

MEHMETÇİK BÜYÜK ŞEHİTLER ABİDESİ

Çanakkale savaşlarında şehit düşen yaklaşık 253 bin şehidimizi simgeleyen ve dört sütun üzerine oturtulmuş olan bu abide, milletimizin sağlam temellere dayandığının ve yıkılmaz olduğunun bir ifadesidir. Uzaktan bakıldığında Mehmetçiğin M harfi şeklinde gözüken anıtın tavanına mozaikten Türk bayrağı işlenmiştir. Bu muhteşem şehitlik abidesininin ayaklarının üzerinde, denize bakan tarafta deniz savaşlarını, karaya bakan tarafta ise kara savaşlarını anlatan rölyefler bulunmaktadır.

Mevcut abidelerin en görkemlisi olan bu anıt, Türk milletinin yüz binlerce şehit pahasına da olsa vatan topraklarını ebediyen korumak için en zor döneminde bile yedi düveli dize getirebileceğini gösteren bir anıttır.

Seddülbahir bölgesinde Morto Koyu’nun doğu ucundaki denizden yüksekliği 45 metre olan Hisarlık Tepe üzerinde yapılmıştır. Çanakkale Şehitleri Abidesi antik Eleaus'un kalıntıları üzerinde yapılmıştır. Bu abidenin bulunduğu yer; Eskihisar denilen kara çıkarmalarının yapıldığı yermiş. 26. Alay askerlerinden sadece Asteğmen İsmail ile 20 kişilik bir tabur birliği binlerce askere karşı günlerce burayı korumuştur.


41.70 m. yüksekliğindedir. Bu abidenin yapımına Çanakkale savaşları’ndan tam 39 yıl sonra başlanabilmiştir. 1944 yılında Milli Savunma Bakanlığının açtığı proje yarışmasını Mimar Doğan Erginbaş’ın projesi kazanmıştır.


İstanbul’da 1952 yılında toplanan Şehitlikleri İmar Cemiyeti anıtın yapılmasına karar vererek bağış kampanyası açmıştır. Türk ulusu bu kampanyaya büyük ilgi göstermiştir. Toplanan paralarla eldeki proje uygulamaya girmiş, 19 Nisan 1954’te Abidenin temeli atılmıştır.1958 yılında açılan ikinci kampanyada 2.386.251 lira toplanmış ve 6 yıl gibi bir sürede yarım kalan abide inşaatı 1960’ta bitirilebilmiştir. 7.5 m. genişlikte, 10 metre aralıklı 4 ayak üzerine oturtulan Abide; müzesi, mermer kaplaması, etrafının ağaçlandırılması gibi unsurlar o zamanlar bitirilememiş, eksikliklerinle beraber törenle açılmıştı. Bu belirtilen eksiklikler günümüzde tamamlanarak Abideye uygun duruma getirilmiştir. 1999 yılında Abide ayakları üzerine o zamanlar yapılamamış 8 adet rölyef, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanlığının maddi, Arena Televizyon Programı yapımcısı Sn. Uğur Dündar’ın manevi destekleri ile Abide mimarı Prof. Doğan Erginbaş’ın gözetiminde, Prof. Ferit Özşen tarafından yapılarak tamamlanmıştır. Bu rölyeflerde, “Çanakkale’de Mustafa Kemal ve arkadaşları”, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh”, “Nusrat Mayın Gemisi”,“Savaşlarda Düşman Gemilerinin Batırılışı”, “Siperlerde Mustafa Kemal Mehmetçiklerle” ve “Çanakkale’de Topçu Bataryaları”ndan görüntüler yer almaktadır. 2004 yılındaki düzenlemelerde tavanının iç kısmına mat cam seramiğinden Türk Bayrağı yapılmış, daha önce tamamlanamayan çevre düzenlemeleri yapılmıştır. 2007 yılında da depreme karşı güçlendirme çalışmaları yapılmış, altındaki müze alanı genişletilmiştir.


18 Mart 2008'de bayrak direği 70 metrelik yeni direk ile değiştirilmiş. Antalya Büyük Şehir Belediyesi 22.5x15 m. ebadında 337.5 m2 bir bayrak hediye etmiş ve göndere çekilmiş.


Türk milletinin Çanakkale’de kara ve deniz savaşları ile vermiş olduğu mücadeleyi anlatan 45 metre uzunluğundaki dünyanın en büyük anıt rölyefide, yine bu alanda bu anıtın karşısında bulunmaktadır.

 

KANLI DERE

Şehitler abidesi anıtının bulunduğu Hisarlıktepe’nin kuzeyinden morto koyuna doğru uzanan Kanlıdere kuru dere iken şehitlerimizin akan kanı denizi kırmızıya boyadığı için 25 Nisan çıkarmalarından sonra Kanlıdere olarak tarihe geçmiş ve hala Kanlıdere olarak anılmaktadır.

Kanlıdere'de Parlayan Yirmi İki Süngü hatırasını General Şükrü Naili anlatıyor:

"Çanakkale'de, Kanlıdere sırtlarında idik. Düşman sabahın dokuzunda ileri hatlarımızı bombardımana başlamıştı. Çok zayiat verdiğimiz görülünce yalnız dört manga kuvvetimizin o siperlerde kalması, asıl kuvvetin geri çekilmesi emredilmişti.


Altı saat süren aralıksız bir bombardımandan sonra, saat üçte düşman ateşini kesince ortalığı saran duman tabakası yavaş yavaş dağılıyordu ki, süngü takmış bir İngiliz taburunun, duvar halinde hücum ettiğini gördük. Siperlerimiz arasındaki mesafe altmış metre kadar bir şeydi. Biz zannediyorduk ki, saatlerce bombardıman ateşi altında kalan ilerdeki o dört mangamız erimiş, bitmiştir. Gözlerimiz birden hayretle açıldı. O siperlerimizden yirmi iki süngü parlamıştı... Ve o yirmi iki Türk, o gün tam bir tabur düşmanla süngüleşti.

Tarassut mahallinde, yanında bir Alman subayı vardı. Çenesi avuçlarının içinde, şaşkın, bana Alman askerini nasıl bildiğimi sordu."Mazbut,muntazam iyi bir asker" cevabını verişim üzerine az önce şahidi olduğu,misli az görülen kahramanlık hadisesinin azametiyle çarpan kalbini yumruğu ile bastırarak:"Hayır..."dedi,"Sizi temin ederim ki,bu şartlar altında Alman askeri değil altı saat,hatta yarım saat savaşamazdı.Türklerin cengaver olduklarını çok işitmiştim.Fakat şimdi gördüğüm sahne,bütün söylenenlerin çok noksan olduğunu anlatıyor.Türk askerinin yaman bir kuvvet harikulade bir yaratılışta olduğuna iman ettim."

Çanakkale'nin Ruh Portresi-İbrahim Refik (sayfa:79)

 

25- SKEW BRİDGE MEZARLIĞI

Şehitler abidesini de ziyaret edip, şehitlerimize birer fatiha okuduktan sonra tekrar Şehitler Abidesi-Seddülbahir-Alçıtepe yol ayrımına doğru ilerliyoruz. Seddülbahir Alçı tepe istikametindeki yolda giderken Skew Bridge İngiliz Mezarlığı anıtını görüyoruz.

 

Skew Bridge Mezarlığı, Seddülbahir – Alçı Tepe yolunun 50 metre doğusunda, hoş bir ağaç topluluğunun içinde yer almaktadır. Mezarlık, adını, savaş sırasında 500 metre kuzeydoğuda, Kanlı Dere’nin üzerinde bulunan eğik tahta köprüden almıştır. Köprüden bugüne hiçbir iz kalmamıştır. Mezarlıkta toplam 606 kişinin mezarı bulunmaktadır. Bilinen mezarlardan 124’ü İngiltere, 5’i Avustralya, 2’si Yeni Zelanda ve biri de Hint askerlerine aittir. Ayrıca 352 isimsiz mezar yer almaktadır. Bunların arasından, burada gömüldüğüne inanılan, 4 Avustralya ve 125 İngiliz askerlerinin isimleri özel anıt taşlarında kayıtlıdır. 1919 yılından sonra çevredeki küçük mezarlıklar ile birleştirilmiştir.

 

26- SEDDÜLBAHİR HARUN ÇEŞMESİ

İtalyan donanmasının 1911 yılında Seddülbahir ve çevresine yaptığı bombardımanda tek şehit olan Harun adındaki topçu askerimizin anısına yapılmıştır. Şehit Harun’un mezarı Seddülbahir eski köy mezarlığındadır.

 

27- KANLI ÇEŞME


Doğuş yeri Kanlıdere'dir. Şehitler Abidesi-Seddülbahir-Alçıtepe yol ayrımındadır. Savaş sırasında suyuna kan karıştığı, bir müddet kanlı aktığı ve bu yüzden Kanlı Çeşme denildiği, adının buradan geldiği rivayet edilir.

 

28- FRANSIZ ANITI VE MEZARLIĞI


Morto Limanı’ndaki Fransız Ulusal Mezarlığı ve Anıtı’nda, 3.236 mezar ve kimliği belirlenemeyen 12.000 askerin kemiklerinin saklandığı dört bölüm yer alır. Anıtsal plakalar, Çanakkale Boğazı’nda, Bouvet ve çeşitli savaş gemilerinde, Fransız denizcilerin verdikleri zayiatları hatırlatır. Fransızların, Müttefik kuvvetleri arasında bulunan, Doğu Seferi Kuvvetleri adı verilen birlikleri Afrika sömürgelerinden ve Avrupa’dan gelen birliklerden oluşuyordu. Bunlar, Türk anıtının (Çanakkale Şehitleri Abidesi) bir kilometre kadar kuzeyinde yer alan, derin bir yarıntı olan Kereviz Dere’deki Müttefik cephesinin sağ kanadının bir kısmından sorumluydular.


Bu Fransız, Cezayir ve Senegallilerden oluşan askerler Kuru Fasulye ve böbrek diye adlandırdıkları Türk mevzilerini almak için savaşmışlardı. Bu bölgede bulunan Fransızlar, Kerevizdere’deki Türk mevzilerini alıp, Müttefik birliklerin Kirte (Alçıtepe) ’ye doğru ilerlemesini sağlamak için yaptıkları taarruzlarda birçok zayiat verdiler. Kerevizdere’deki bu mevzilere ‘Ölüm Çukuru’ adını vermişlerdi.

Bir Fransız tabip subayı Dr. Subin Fransızların “Ölüm Çukuru” dediği bu bölge için şunları yazmıştı: “Her taraf yaralı dolu! Hücum ettikçe artan ölüler karmakarışık yığınlar halinde yatıyorlar... Cesetler şişmiş ve üniformaları üzerlerine sıkı sıkı yapışmış. Bu korkunç bir şeydi.”

Dr. Subin’nin savaş esnasında Eskihisarlıktepe’nin çok yakınında Morto Limanı civarında pansuman yeri bulunuyordu. Bu Morto Limanı sefer boyunca cephenin biraz gerisinde olsa da boğazın diğer tarafındaki Kumkale’den yapılan Türk topçu ateşine açıktı. Morto Limanı, 8 Mayıs’ta gerçekleşen İkinci Kirte Muharebesi’nde Anzak Kolordusu’ ndan askerler taarruza kalkıştığında Fransızlar da Alçıtepe’ye ulaşmak için onlarla ilerlemeye çalıştılar ancak sonunda yine Kerevizdere’deki Ölüm Çukuru’nda olduğu gibi çok fazla kayıp verdiler. İstanbul rüyasının umudu Morto koy ve Limanı,“Umut Limanı” olarak anılacaktı. Ama savaştan sonra tersi bir şekilde “Ölüm Limanı” olarak anılmıştır.


Mezarlık, denizden yaklaşık 40 m. yükseklikte Morto koyuna gören bir tepede ve Şehitler Abidesi’ne 1 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Mezarlığın iç kısmında kimliği belli 3236 asker adına dikilen, üzerinde “Fransa için öldüler” ibaresi yazılı 3236 haç bulunmaktadır.

Bu haçların baş kısımları Fransa’nın o günkü simgesi olan zambak şeklinde yapılmıştır. Bu haçların bittiği noktada kimliği tespit edilemeyen 12000 Fransız askerinin kemiklerinin bulunduğu dört adet toplu mezar ve bu toplu mezarların ortasında ise beyaz bir kule bulunmaktadır. Ayrıca mezarlığın anıt kısmında kimliği bilinen 48 ve kimliği belirlenemeyen 2 Fransız subayı için dikili olan özel anıt taşlar bulunmaktadır.


Anıtın güney yüzünde “Fransa’dan Çocuklarına, 1915” yazılıyken mezarlığın giriş duvarında kabartma biçiminde “Ölümsüz Galya’yı Kutsama” yazısı ve Fransa’nın vatan şairi olarak bilinen Victor Hugo’nun  “Zafer” adlı şiirinden dizeler bulunmaktadır.

 

29- KİRTE DERESİ


Vadi halindeki dere yatağında 1. 2. ve 3. Kirte muharebeleri yapılmıştır.

 

Birinci Kirte Muharebesi (28 Nisan 1915)

Birinci Kirte Muharebesi, Çanakkale Savaşı sırasında Seddülbahir Cephesi’nde İngiliz-Fransız kuvvetleriyle Osmanlı tarafı arasıda gerçekleşen 28 Nisan 1915 tarihli muharebedir.

Seddülbahir çıkarmalarında 29. İngiliz Tümeni çok kayıp vermiş, 3 tugay ve 9 tabur komutanı muharebe dışı kalmıştı. 28 Nisan1915’e kadar bu cepheye düşman kuvvetleri sadece 3 Fransız piyade taburu ile 20 top bataryası çıkarılabilmişti.

Donanmanın desteğinde 29. İngiliz Tümen komutanı takviye İngiliz ve Fransız birliklerinin taarruzu başladı. Öğleye kadar iyi giden düşman ilerlemesi yavaşlamıştı. Aksine Türk direnişi ise artmıştı ve süngü taarruzuna kalkıp karşı taarruzlarla düşman kuvvetlerini geri çekilmek zorunda bırakmışlardı. Böylece birinci Kirte muharebesi 18.00 da bitmişti. İngiliz ve Fransızlardan 3000 kişi öldürülürken, 2378 Osmanlı askeri şehit olmuştu.

 

İkinci Kirte Muharebesi (6 – 8 Mayıs 1915)

General Hamilton yapılan taarruzlarda Türklerin yorgun düştüklerini tahmin ederek takviye almalarına fırsat vermeden Kirte Köyü ve Alçıtepe’ yi zapt etmek için İngiliz ve Fransız birliklerini takviye ederek 6 Mayıs’ta taarruza geçirdi. Türklerin 15000 kişilik kuvvetlerine karşılık düşmanın 25000 kişilik İngiliz- Fransız ortak kuvveti bulunuyordu. Yer mevzilere girip başarı elde etseler de yine geri püskürtüldüler. İkinci Kirte Muharebesi’nde üç günlük toplam kaybımız 2000 kişiye yakındı. İngiliz ve Fransız kuvvetleri ise 6500 kişi kaybetmişti.

 

Üçüncü Kirte Muharebesi (4 – 6 Haziran 1915)

Arıburnu cephesinde Türk Kuzey Grup Komutanlığı’nın 19 Mayıs’ta başlattığı taarruz başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Türk birlikleri çok ağır kayıplar vermişti. Başkomutan General Hamilton Seddülbahir cephesinde şansını bir kere deneyip üçüncü kez Kirte Köyünü ele geçirerek Yassıtepe ve Alçıtepe’ye ilerlemek istedi. Fransız kolordusunun mevcudu 30000, İngiliz kolordusunun ise 31000 idi. Denizden ve karadan 4 Haziran 1915 sabahı başlayan ateş desteğiyle öğleye doğru savaş piyade taarruzu başladı. Tek kazancı 1.5 km lik bir cephede 200-450 metre derinlikteki bir araziyi ele geçirmiş olan Fransız kolordusu taarruzu, 12.Tümen’in karşı savunmasıyla durdurulmuştu. 5 Haziran günü bulundukları siperleri güçlendirme ve muharebe sahasını temizlemekle geçirmişti. Türk birlikleri ise 6 Haziran taarruzunun hazırlıklarını yaparak 9. Tümen gece taarruza başlayıp kaybedilen siperleri geri almıştı. 12i tümen ise elindeki siperleri korumuştu. Üçüncü Kirte Muharebesi sonucunda kaybımız 65 subay ve 4952 er idi.

12 Mayıs 1915 gecesi Muavenet-i Milliye torpidomuz Türk hatlarına ağır kayıplar verdiren Goliath zırhlısına Morto Koyun’da isabet ettirdiği üç torpido ile batırdı. Çanakkale bölgesine gelmesi beklenen U–21 Alman denizaltısı; 25 ve 27 Mayıs’ta Gelibolu yarımadası önlerinde dolaşan Triumph ve Majestic zırhlılarını batırdı. Böylece Türk hatları biraz daha rahatlamış oldu.  (canakkalekutup.gov.tr)

 

30- SEDDÜLBAHİR KÖYÜ


Ve artık Seddülbahir Köyüne geliyoruz. 1657’de Seddülbahir Kalesi inşasına başlayıp, 1659’da tamamlayan Seddülbahir Kalesinin ustaları ve kale dizdarları eş ve çocuklarını da getirmek suretiyle ilk köyü kurmuşlar. 1914’de 200 hane olan Seddülbahir 3 Kasım 1914 bombardımanından sonra boşaltılır. Gidenler bir daha geriye gelmezler.

Sonradan 1934 ve 1938 ‘lerde Romanya ve Bulgaristan göçmenleri yerleştirilmiştir. Şimdi Turizm yönünden önemli bir köyümüzdür. Eski cami ve minare hatıradır.

 

31- 1915 SAVAŞ MUHAREBE MÜZESİ


Seddülbahir köyüne girdikten sonra yanılmıyorsam köy merkezinin güneyine doğru biraz yürüdükten sonra müzeyi görüyoruz. Müze özel bir ev olan yerel tarih araştırmacısı Ahmet Uslu'nun 25 yıl boyunca malzeme toplayarak kurduğu 1915 Çanakkale Seddülbahir Müzesi'nde yeni oluşturulan bölmelerle birlikte ziyaretçilerin, cephe gerisindekileri görüntülü olarak hafızalarda birebir yaşayabileceğini müze önünde sohbet ettiğimiz ziyaretçilerden öğreniyoruz. İlk gidişimizde müzeye uğramamıştık. İkincisinde ise ekip olarak girmeme kararı aldığımız için içersini gezemedik.

Müze sahibi Ahmet Uslu, 10 bini aşkın savaş malzemesinin yanı sıra 1915 de cephe gerisinde yaşananları da sergilemek için yaptığı müzesinin ilave odalarda sergiliyormuş. Mankenler kullanarak, cephe gerisinde yaşananları ziyaretçilere sunmuş. Çeşitli yerlere gezici sergiler bile açıyormuş. İnşallah bir daha gidersek içini de gezme fırsatımız olur.

 

 

32- SEDDÜLBAHİR CEPHESİ YERLEŞİMİ

Seddülbahir kalesinden önce cephe Osmanlı ordusunun yerleşimi ile ilgili vermek istiyorum. Rehberimizin anlattığı notlarıma göre; 5.ordu komutanı Limon Sanders bizim savunmamızın yönünü değiştirdi. Morto koyu ve Anafartalar koylarındaki 40 bin kişilik orduyu 7 km geri çekerek buralara küçük birlikler yerleştirdi. Söylediğine göre bu bir hata imiş ve düşmanın çıkarmayı kolay yapmasını sağlamaya çalışmıştı. Böylece bir günde bitecek savaşın 8 ay sürmesine sebep olmuştur.  


Wikipedia.org sitesindeki bilgiye göre ise; Çanakkale Savaşı'nın bir parçası olan Seddülbahir Çıkarması, 25 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir bölgesine beş ayrı noktadan yapılmıştır. Her iki tarafın da ağır kayıpları ile sonuçlanan saldırılar yapılmıştır. Sonuç olarak Haziran ayının sonlarında Osmanlı güçleri ilerlemeyi durdurmuş ve çıkarma başarısız olmuştur, daha sonra bu bölgede savaşın sonuna kadar kısıtlı ve etkisiz siper çatışmaları devam etmiştir.

General Hamilton ve Müttefik yüksek komutanlığı çıkarmayı, yarımadanın güney ucunda yapmayı kararlaştırmıştır. Ancak 75 bin kişilik bu kuvvetin Seddülbahir Cephesi'ndeki dar kumsallara çıkartılma olanağı yoktu. Bu yüzden Anzak Kolordusu için başka bir çıkarma sahası belirlenmişti. Bu saha, Kabatepe ile Arıburnu arasındaki sahildir. Dolayısıyla Seddülbahir Cephesi'ne çıkartılan kuvvetler, General Hamilton emrindeki Anzak Kolordusu dışındaki unsurlardı.

Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasının savunmasından sorumlu 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders, emrindeki kolordulardan 3. Kolordu’yu Gelibolu Yarımadası’nda, 15. Kolordu’yu ise Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasında tertiplenmiştir. 3. Kolordu’nun 5. ve 7. Tümenleri Saros Körfezi kıyılarında, (yarımadanın en dar kesiminde) 9. Tümen’ini ise Gelibolu Yarımadası’nın en güney bölgesinde konuşlandırmıştı. 5. Ordu ihtiyatındaki 19. Tümen ise Gelibolu Yarımadasının orta kesiminde tutulmaktadır.

28- İLK ŞEHİTLER ANITI


Tekrar köy merkezine gelip batıya bakan alt kısmına devam eden yoldan yürüdüğümüzde ilk şehitler anıtına ve Seddülbahir kalesinin olduğu yere varıyoruz.

03 Kasım 1914’te müttefik donanmanın yaptığı bombardımanda kale cephaneliğine isabet eden bir mermi, cephaneliği infilak ettirmiş, 5 subay ve 81 erimiz parçalanarak şehit olmuşlardır. Anıt 1986 yılında yapılmıştır.04 Mart 1915’te buraya çıkarma yapan sabotajcı İngiliz deniz komandolarına karşı savaşan 27. Alay 3. Tabur 10. Bölük erlerinden Bigalı Mehmet Çavuş, tüfeğinin ateşleme mekanizması bozulunca, siper küreği ile düşman üzerine saldırarak ağır yaralanmıştır.

 

 

29- SEDDÜLBAHİR KALESİ

 

Ziyarete kapalı olan Seddülbahir kalesi yanlış hatırlamıyorsam ilk şehitler anıtının hemen alt tarafındaydı. Kalenin hemen yakınındaki ilk şehitler abidesini ziyaret ettikten sonra, kaleye de gitmek istedik. Ziyarete kapalı olduğu için yakından görme imkânı bulamadık.


Çanakkale Savaşları sırasında bu kaleye 2 adet 28, 4 adet 8.8 cm’lik olmak üzere toplam 10 top yerleştirilmiştir. Çanakkale Savaşlarının ilk şehitleri, müttefik donanmanın saldırısı sırasında 03.Kasım.1914 de verilmiştir. Başta kale komutanı Şevki Bey olmak üzere 5 subay ve 81 er ve erbaştan oluşan askerimiz cephaneliğin patlamasıyla şehit olmuşlardır.

 

Venediklilerin 1656’da Kuzey Ege adalarını işgal etmeleri üzerine padişah IV. Mehmet zamanında Avrupa yakasında Seddülbahir Kalesi, Anadolu yakasında Kumkale Kalesinin yapımına 1657 yılında başlanıp,1659 yılında tamamlanmıştır. Her iki kalenin tüm inşa masrafları Padişah IV. Mehmet’in annesi “Valide Turhan Sultan” tarafından karşılanmıştır. Köprülü Mehmet Paşa’nın Sadrazamlığı sırasında Mimar Mustafa Ağa ve Frenk Ahmet Paşa eliyle inşa edilmiştir.

 

Köyden birisinin çektiği resimleri birleştirerek sizlere kale içinden bir şeyler göstermeye çalıştım.

Ertuğrul koyu ve İngiliz anıtının da görüntülendiği bu üstteki resimde Seddülbahir Kalesinin karşıdan görünüşü yer almaktadır.  

  

Feyzullah Kırca

Akbaşlar Köyü / Dursunbey

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !